HaberCarsamba.net Çarşamba haberleri, samsun haberleri, samsun çarşamba son dakika haberleri

Türkiye’de Gelir Dağılımı Eşitsizliğinin Bir Sonucu Olan Çalışan “Yoksulluk”

Kübra TURA
ÇALIŞMA EKONOMİSİ ve ENDÜSTRİ İLİŞKİLER BÖLÜMÜ

Ülkelerin hedefleri her ne kadar tam istihdam olmuş olsa da, şu açık bir gerçektir ki, işçiye emeğinin karşılığında ödenen ücret hem çalışan kesimi tatmin etmemiş hem de tek çalışanlı ve çok çocuklu haneler için yetersiz kalmıştır. Bu sonuç bireylerin ve hane halkının yaşamlarını sürdürebilmek için yeterli mal ve hizmetlere sahip olmaması ve yeterli gelir kaynaklarını elde edememesi hali olarak tanımlanan yoksulluk kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Diğer yandan kişi istihdam edildiği halde elde ettiği gelir kendisinin ve hane halkının temel gereksinimlerini karşılayamayacak kadar yetersiz ise bu kapsamda olan kişiler de çalışan yoksullar olarak adlandırılmıştır.

Bir ülkede gelir dağılımının eşit olmayan bir şekilde dağılımı olması durumunda oluşacak yeni servetin büyük bir kısmı yüksek gelir düzeyine sahip grupların elinde toplanmaktadır. Düşük gelire sahip grupların ortalama ve marjinal tüketim eğilimleri yüksek olduğundan servet birikimi mümkün olamamaktadır. Böyle bir durumda kazanan daha çok kazanırken, yoksul daha da yoksullaşmaktadır.

Yoksulluk, gelişmekte olan ülkelerin en ciddi problemlerinden biridir. Yoksulluk, en genel tanımıyla bir gelirinin olmaması olarak bilinmektedir. Ancak gelir sahibi olmak yoksul olarak adlandırılan kesimden ayrı tutulmaya yetmemektedir. Bu problemi meydana getiren birçok neden olmakla birlikte, en önemlilerinden birisi gelir dağılımındaki eşitsizliktir. Gelir dağılımı bir ülkede yaşayan kişiler tarafından üretilen mal ve hizmetlerden elde edilen toplam gelirin, yine o ülkedeki bireylere dağılım araçları ile paylaştırılmasını ifade eder. Bu paylaşımın sonucu ülkenin refahını belirlemektedir. Gelir eşitsizliği olan ülkelerde refahın yüksek seviyede olması beklenmemelidir. Çünkü gelir eşitsizliği olan bir ülkede, ülke gelirinin bireyler arasında eşit bölüşülmediği aşikârdır ve bu durumun bireyler üzerinde maddi ve manevi olumsuz etkileri vardır. Ne üzücüdür ki refahın artması için istihdamın arttırılması yeterli gibi düşünülse de unutulan gelir dağılımı adaleti de büyük bir oranda ülkenin refahını etkilemektedir. En önemlisi, gelir dağılımında ‘’adil’’ kavramının kullanılabilmesi için ilk önce bireyler arasında eşitlikten söz edilmelidir.

  İstihdamın artması ile birlikte yoksullukta azalma beklense de yaşam standartlarının ağırlaştığı bir dönemde yoksulluğun yeni yüzü olan çalışan yoksulluk kaçınılmazdır. Gelişmekte olan ülkelerde işsiz yoksulların oranı çalışan yoksulların oranına göre daha az olduğu bilinmektedir. Bunun nedeni ise sosyal koruma sistemi, olması gerektiği düzeye getirilmemiştir ve bu durum işsizliğin önüne geçememektedir. Gelişmiş olan ülkelerde ise istihdamda esnekliğin artması ve sosyal koruma sistemlerinde yapılan değişimler çalışan yoksulluğun artmasına neden olmuştur.

Türkiye’de yoksulluk ve çalışan yoksulluk durumuna bakılacak olursa nüfusun fazla olması, eğitimsizlik, hane halkına bakmakla yükümlü tek ebeveynlerin ve çok çocuklu hanelerin varlığı yoksulluğun en belirgin nedenleri olarak göze çarpmaktadır. Örneğin, Türkiye’de 5 veya daha fazla kişiden oluşan hanelerde yoksulluk riski daha belirgindir.

Ayrıca ekonomik ve tarımsal yapılarda değişim nedeniyle kırsal yerleşim yerlerinden kentlere göç edenlerin sayısındaki artış, istihdamın gerilemesi, işçilere ödenen asgari ücretin yoksulluk sınırının altında kalması, az sayıda da olsa ücretsiz aile çalışanları, güvencesiz istihdam, esneklik ve kısmi çalışma da çalışan yoksulluğu etkileyen faktörlerdendir.

Yukarıda da belirtildiği gibi sadece bir işte istihdam edilmeyen bireyler yoksul olarak görülse de gerçekte böyle değildir. Bir işte istihdam edilmeyen bireylere yoksul denilirken, bir işte istihdam edildiği halde geçimini sağlayamayan bireylere ise çalışan yoksul denilmektedir. Yoksul ve çalışan yoksul kavramlarını birbirinden ayıran önemli nokta yoksulun istihdam edilmemesi, çalışan yoksulun ise istihdam edilmesine rağmen aldığı ücretin yoksulluk sınırı altında kalarak kendisinin veya bakmakla yükümlü olduğu hane halkının temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olmasıdır.

Türkiye özelinde, istihdam edilmek istediği halde istihdam edilmeyen, edilemeyen bireyler yoksulluğun büyük kesimini oluşturmaktadır. Ayrıca istihdam edilmediği için yoksul kesimine dâhil olanlar ve istihdam edildiği halde yoksulluk sınırının altında kalan kesimin birbirinden ayrılamaması her ne kadar kolaymış gibi görünse de kafa karıştırıcı bir durumdur. Çünkü bir tarafta hiçbir gelire sahip olmayan bir kesim var iken diğer tarafta ise istihdam edilip emeğinin karşılığını alamayan bir kesim vardır. Başta Türkiye olmak üzere toplumsal refahı arttırmayı hedefleyen ülkeler öncelikle bu iki kavramın arasındaki farkı ortaya koyup, çözümlemelidirler ve sorunun çözümüne yönelik politikalar geliştirmelidirler. Anlatılmak istenen şudur ki, toplumsal refahın yolu eşit gelir dağılımından geçmektedir.

Kısaca, toplumda huzur ve refahın sağlanması için adil gelir dağılımı sağlanmalıdır. Gelir dağılımı kendiliğinden adil olarak gerçekleşemediği için devletler tarafından vergiler, yardımlar gibi araçlarla gelirin yeniden dağılımını sağlanmalıdır. Bir ülke de gelir dağılımı tüm bireyleri memnun edecek seviyede değilse, ulusal refahın artışı istenilen düzeyde olmayacaktır.

Gelir dağılımında ki eşitsizlik ve yoksulluk Türkiye’nin ve Dünya’nın karşılaştığı en ciddi problemlerden biridir. Temeli 1980’lere dayanan gelir dağılımı sorunu ekonomik problem olmaktan çıkmış artık sosyal ve politik problem haline gelmiştir. Türkiye’de de gelir dağılımı eşitsizliği son yıllarda sıkça gündeme gelen ve tartışma etkisi yaratan bir konu olmuştur. Çeşitli boyutlarda uygulanmaya çalışılan politikalar oluşan problemleri ve yoksulluğu daha da belirgin hale getirmiştir. Asgari ücret uygulaması gelir dağılımı eşitsizliği sonucunda ortaya çıkan çalışan yoksulluğu azaltmak, minimuma indirmek amacıyla uygulamaya koyulmuş bir politikadır. Çalışan yoksulluğu en aza indirgemek için önemli bir işleve sahip olan asgari ücret, çalışanların hayatında yoksulluğu gidermek için yeterli bir politika olmadığı literatürde yapılan çalışmalarla ortaya koyulmaktadır. Asgari ücret belirlenirken, tek bir bireye(çalışan birey) göre düzenlenmesi de yoksulluğu tetiklemektedir ve düzeyini oldukça artırmaktadır. Tek bir kişinin geçimine bile yetmediği bilinen, aile geçindirmeye çalışılması bir hayli zor olduğu kabul görmüş fakat çözümü için net bir adım atılmamış bir konu olan asgari ücret olumlu sonuca ulaşılması uzun zaman alacak bir konu olmuştur. Net asgari ücretlerin tek bireye göre düzenlenmesi, gelir elde etmesi bu durumun önüne geçememekle birlikte, elde edilen gelir geçimlik ücretin altında kalmaktadır ve bireyi ‘yoksulluk ücreti’ düzeyine çekmektedir. Bu durum Türkiye’de ki asgari ücretlileri ve asgari ücretle geçinmeye çalışan hane halkını çalışan yoksul kategorisine sokmaktadır.

Bu zamana kadar yapılan çalışmalardan elde edilen veriler ailelerin elde ettiği gelirin, yaşamlarını sürdürmeye zor yettiğini hatta bazı noktada yetmediğini göz önüne sermektedir. Gelir sahibi olmaları onları yoksulluktan kurtarmamakla birlikte psikolojik olarak da sorunlara itmektedir. Aile bireylerinin istek ve arzularının tam anlamıyla karşılanamaması çalışan yoksulluk kavramını net bir şekilde açıklığa kavuşturmaktadır. 21.yy sadece yemek yiyerek karın doyurmanın yaşamak için, hayat sürdürmek için yetmediği bir dönem haline gelmiştir. Dönemin ağırlaşan geçim süreci ve sürekli yeniliklerle karşı karşıya kalmak, asgari ücretle geçim sağlayan aileler için zorlu bir süreç olmuştur. Yeni bir kıyafet, yeni bir eşya alırken defalarca düşünen aileler elbette ki çocuklarının istek ve arzularını tam anlamıyla karşılayamamaktadır. Çalışan yoksulluğun temelini düşük ücret oranları, gelir dağılımı eşitsizliği, sürekli işsiz kalma durumu oluşturmaktadır. Bizim ele aldığımız düşük ücretler ve gelir dağılımı eşitsizliği kavramları çalışan yoksulluğu kat kat artırmaktadır.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ